9. senfoniyi hatmettim bu ara heralde. halil berktay’dan fransız devrim tarihçesi ile birlikte 9. senfoni çözümlemesi almış şanslı azınlıktan biri olarak, yıllar sonra bu senfoniye karşı içimde yeniden biriken aşk ofiste iş arkadaşlarımın kafasını loop’a alarak ütülemeyle patladı. insan olduğunu hatırlamakla alakalı bir şey sanırım bu. klişe olarak erken romantik dönemin başlangıcı sayılan bu şaheser, benim gibi romantik (cinsi münasebetler anlamında değil sadece, doğaya, insana karşı da romantik yaklaşım) birine zaten hasbelkader ısınmış bahar havalarında yaşamaktan duyulan hazzı bir kez daha hatırlattı. bas bariton ve tenor amcalara sıfır almanca ile uydurarak eşlik etmekte bunun ekürisi. en azından sözlerin anlamını bir yerde okumuşluğum var.
önümüzdeki dönemde hayatım ufak çaplı bir proje olarak gözlerimin önüne serildiğinden beri, umut etmekle ilgili yeni kıpırdamalar başladı içimde. büyük hedefler değil eski gibi belki, ama elle tutulur ve ilerlemeci atılımlar denebilir. şu an okuduğum (ve daha önceki blog malzemelerimde değindiğim) bir kitap olan umut ilkesi’ni okuyorum şu an. bir ara bitireceğimi dair umudum da var (pun intended).
bahar, coşku, hayal, umut derken. bir ara bunlar olsa süper olurdu dediğim potansiyel hayatlarımın ufak bir listesini de buraya eklemeden geçemeyeceğim (serden geçerim yardan geçmem):
1- oxford’da etimoloji uzmanı. uzantısı: nabokov gibi bir roman yazmak
2- küba’da mojito hazırlayan barmen olmak. uzantısı: akşamları sahilde uzanmak
3- antarktika’da kutba 3 haftalık bir kamyon yolculuğu. (geo dergisinde görmüştüm görüntüler süperdi.)
4- pixar’da animatör olmak
5- israil’de kibbutz’da yaşamak 1 ay
haftanın mp3′ü: eagle eye cherry – save tonight
1 Yorum
Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI
Yorum yapın

6- Niagara ‘ya baka baka bir sise sarap icmek.